|
|
|
|
|
Articles de cette pagepete johnson-2 par mustafa aslansur j.m. simmel par mustafa aslan sur doris lessing - 1 par mustafa aslan
Fille des pierres par subjectivementvotre |
|
Ve Palyaçolarla Gözyaşları J. Mario Simmel’in Amerika ve Rusya’nın egemenlik çatışmasını bugünün dünyasında gelecekle bağlantılı olarak verdiği bir yapıt. Roman birçok izleği hem bağımsız hem de birbirine bağlantılı olarak değerlendirme olanağı sunuyor, okura. Çevre, Silahsızlanma ve Çocuklar J. Mario Simmel, Ve Palyaçolarla Gözyaşları adlı yapıtında çevre konusuna dikkat çeken bir yapıt. Çocukların duyarlılıklarıyla üzerinden canlıların durumlarını, yaşamını nasıl etkilediğini göstermiştir. Hayvanların yaşamlarının değişimini, yaşadıkları ortamdan kirlenme nedeniyle kaçarlar. Zamanın iki süper gücün liderine, Gorbaçov ve Reagan’a daha iyi bir çevre ve silahsızlanma için minik yürekler mektup yazarlar. “…Kaplumbağanın ağzından. Gorbaçov’ Yapıt başından itibaren çocuk sevgisi ve silahsızlanma savunucuğu yapıyor. Yapıtın kahramanı kadın gazeteci de çocuğunu sirkte bir saldırıda yitirir. Olaylar çocuğunun katillerini bulmaya çalışan bir annenin başından geçenlerdir. Zaman zaman annenin geriye dönüşlerle oğlu Pierre’le ilgili anıları tazelemek suretiyle çocuk sevgisini ortaya koyar. Çocukların Rus ve Amerikan başkanlara mektup yazmaları ise silahlanma ve savaş karşıtı bir roman durumuna sokmaktadır, Ve Palyaçolarla Gözyaşları. Zor Bir Meslek:Gazetecilik Yapıt zor meslek olan gazeteciliğin zor yanlarını da ortaya koymaktadır. Zor bölgelerde çalışanların, özellikle savaş muhabirlerinin yaşamlarını her an yitirebileceklerini yapıt özelinde okura göstermektedir. Simmel’in kadın kahramanı zor bölgelerde çalışan bir kadın gazetecidir. Birçok meslektaşının yaşamının yitirmesine tanıklık eden kahramanımız kendisi gibi gazeteci olan eşini de bir patlama sonucu yitirmiştir, romanın aynı zamanda anlatıcısı da olan Norma. “Beyrut’ta Pierre’le birlikte bir gün Amerikan Hastanesi’nin morguna gitmiştim, diye Norma düşündü. Vurulmuş bir meslektaşımızı teşhis etmemiz için çağırmışlardı. CBS’den Tommy Cohen’di. Yakın dostumuzdu. Yüzünden vurulmuştu.” (s.197) Geleceğin Dünyası Geleceğin dünyasında söz sahibi olmak isteyen iki süper güçle karşı karşıyayız yapıtta, iki Almanya’nın henüz birleşmediği yıllarda. Savaşmadan, yok etmeden insanlara egemen olma düşüncesi ister istemez gen yapısı üzerinde oynama ve virüs konusunu gündeme getirmektedir. Yapıtta işlenen cinayetlerin nedeni de iki süper güç ve onların uzantıları olan casusların kapışmasından başka bir şey değildir. Gerilimin dozunu iyi ayarlamayı bilen bir yazar olarak, J. Mario Simmel’in günümüz sorunlarını bir sos olarak kullanmayan ereği bir takım irdeleme yapmaya okuru sürüklemektir, bana göre. Ve Palyaçoların Gözyaşları, geleceğin dünyasının nasıl olacağını, insanın gelecekte yaşadığı bu dünyada yerinin ne olursa nasıl olacağı sorularının yanıtlarının ip uçlarının bulunabileceği bir yapıt. *J.Mario Simmel, Ve Palyaçoların Gözyaşları, I. Basım:Ağustos 2009, Everest Yayınları-İstanbul |
Tags : litterature
Catégorie : Non spécifié

ALFRED İLE EMILY
Edebiyatımızda da yazarın yaşamından izler taşıyan yapıtların anıdan öteye gitmeyeceği türünden kimi görüşler var. Dahası bu tür romansa roman, öykü ise öykü sayılamayacağı yönünde belirgin bir görüş birliği de var. Bence, yazarın anılarını barındırmayan yapıt yok gibidir. Yeter ki, yapıtın türü içerisinde belirli bir düzeyi yakalasın. Tıpkı Orhan Kemal'in, Rıfat Ilgaz'ın, Sait Faik'in, Ömer Faruk Toprak'ın... yapıtlarında olduğu gibi.
Doris Lesing'in anne ve babasının yaşamından yola çıkarak yazdığı Alfred ile Emily adlı romanı savaşın insan üzerindeki etkisin anlatmakla kalmayan yazarın da yaşamından önemli izler bulduğumuz bir yapıt.
Alfred ile Emily iki ana bölümden oluşmaktadır. Her iki bölümde de yazar-anlatıcı-kahraman ilişkisiyle karşılaşıyoruz. Hatta kimi bölümlerde Lessing'in yapıtlarının yazılış süreçlerine de tanık oluyoruz. Ailesinin yaşamı üzerinden kendi özgeçmişini aktarıyor, yazar. Romanda bir yazarın hangi koşullarda yetiştiği de okura sunuluyor.
Alfred ile Emily I. ve II. Paylaşım Savaşlarını ve kahramanlarını da irdeliyor, yapıt.
Romanın I.ve II. bölümleri savaşlı ve savaşsız bir dünyayı karşılaştırma açısından önemli. İkinci bölümde insanların özellikle savaşa sürüldüğünü, bilerek çarpışmaya gönderildiğini, savaş vurguncularını hatta "asker toplayıcıları" da okuyoruz. Alfred de bilerek savaşa daha doğrusu ölüme sürülmüşlerden birisidir. O, ayağını şarapnale kaptırmakla kurtulur. Buna da sevinmektedir.
"...Ah, bütün o birinci sınıf adamlar;şimdi sağ olabilirlerdi. Gözden çıkarılmışlardı;ölmek üzere savaşa sürüldüler..." (s.240)
Elbette savaş sadece ölmek demek değil. Ekonomik durgunluk ve beraberinde açlık, savaşın insanın başına bela ettiği başka bir sorun olarak çıkıyor karşımıza, Doris'in yapıtında.
Ona göre, savaşlartın irdelenmeyen yönleri vardır. Lesing sözü II. Paylaşım Savaşı'na getirerek savaşın açıklanmayan yönleri olduğunu belirtir.
"Evet. Ne kadar çok savaş filmi çekerlerse çeksinler, bu gerçek değişmiyor; filmler genellikle Naziler hakkında, oysa bütün dünya savaştaydı; koskoca çatışma alanları doğru dürüst irdelenmedi bile." (s.250)
Kadın ve evlilik konusuna birinci bölümde değiniyor, Lessing. Kadının bir mal olmadığı gerçeğinin altını çizmekten başka yazar, yanlış evliliğin bir kadını nasıl bitirdiğini, eşlerin karşılıklı sorumluluklarını, evlilik dışı ilişkileri oldukça güzel bir biçimde veriyor. Buna az da olsa ikinci bölümde de karşılaşıyoruz.
"...Karşısındaki Emily'yi, düğününü haber vermeye gelen, hayat dolu, başarmış, amacına ulaşmış kızla karşılaştırınca... Bayan Lane o Emily'yi tanımlarken "muzaffer" sözcüğünü kullanmıştı. Cigeri mideye indirmiş bir kedi." (s.57)
Yapıtta gözümüze çarpan anne-kız çekişmesidir. Bu çekişme kuşak çatışmasının ötesinde de izler taşımaktadır. Çünkü bir anne ve kız arasında yaşananlar kuşak çatışmasının çizgisi dışına çıkmaktadır. Çünkü anlatıcı daha önceleri oğullarını bunaltan baba tiplerinin yerini annelerin aldığını imlemektedir.
"...Şimdi onların yerini, kızlarını çıldırtan, nevrotik anneler almıştı. 1920'lerde çakılıp kaldığı anlaşılann bir anne vardı;kısa etekler giyip sallantılı, şakırtılı takılar takar, sigarasını otuz santim uzunluğunda, kehribar bir ağızlıkla içerdi;her sabah kahvaltı vakti kızının evine geliyor, akşama kadar kalıyordu..." (s.178)
Alfred Emily bir ailenin romanından çok bir yazarın çıkışını en önemlisi de savaşın yıkıcılığını insana umudu eksiltmeyerek aktarıyor, Lesing.
http://yazarmustafaaslang.tr.gg
Tags : litterature
Catégorie : Non spécifié|
Créer un blog | Liens : Fonds d'écran gratuits | Bébé Lilly | |