Blog

 Les articles de la communauté

Fille des pierres par subjectivementvotre
Louis Ménard par hellenisme
sur alvaro mutis-par mustafa aslan par lesmotsdemustafa
Le Sarkothon 2009 par marcanciel
Le Sarkothon 2009 par marcanciel

 pete johnson-2 par mustafa aslan

27/10/2009


23/10/2009-Radikal Kitap
Pete Johnson kitapları, çocukların yaşamın ilerleyen yollarında yersiz korkulara karşı hazırlıklı olmalarını sağlayan, anne baba ilişkilerini düzenleyen, arkadaşlık ve dayanışma yollarını açan ama şiddete, çeteleşmeye giden yolu kesen yapıtlardır

MUSTAFA ASLAN

 



Pete Johnson, masalların ve sinemanın büyülü anlatımını birleştirdiği dokuz yaş üstü çocukların okuyabileceği yapıtlarıyla ülkemiz okurlarıyla buluştu. Yazarın bu buluşmayı sağlamasında, sinema eleştirmeni olmasının payının büyük olduğu kanısındayım. Bugüne değin Türkçede Kül Adam, Hain, Korkusalanlar, İntikamcı ve Hayalet Hırsız adlı beş yapıtı yayımlandı.
Pete Johnson, Kül Adam’da doğu edebiyatının başyapıtlarından Binbir Gece Masalları’nın vazgeçilmez kahramanlarından cinden söz ederken, “..kasetten çıkan Kül Adam ya da lambadan çıkan cin” der. Çağdaş bir masalcı olan yazarın bilinen kalıpların dışına da çıktığını söylemek pek de abartı sayılmaz. Yapıtlarında, modern yaşamın getirdikleriyle, masal öğelerinin sımsıcak bir sinema dili içinde harmanlandığını görüyoruz.
Johnson’ın dilimize kazandırılan beş yapıtında da öykü içinde öykü vardır. Kül Adam’da külden bir adamla aynı öykü içinde yer almak isteyen bir kahramanla karşı karşıya olduğunuzu anımsatmak isterim. Hayalet Hırsız’da kaybolan montu araştırırken, İntikamcı’da ortaya çıkan yeni bir sorun karşısında kahramanımızın ölen dedesiyle yaşıyormuş gibi yaptığı söyleşiler yeni bir öykü oluşturmakla kalmayıp okuru yeni sorulara hızla yanıt aramaya yönlendiriyor.

Müdahaleciliğe karşı bir yazar
Johnson’un yapıtlarında hep kötülere karşı verilen bir mücadele vardır. Bu uğraş sonucunda elbette kötüler yenilgiye uğratılır. Hain’de bir çetenin alt edilmesi birçok açıdan önemlidir. Hele hele şiddete başvurmadan yapılması bir başka açıdan dikkat çekicidir. Çünkü kötüyü yenmek adına şiddete başvurmak, yasal yollara başvurmak varken, bir başka yanlış olarak gösteriliyor kitaplarında. Çocukların şiddete şiddetle karşılık vermemeleri, yasal yolların seçilmesi, paylaşım ve dayanışmanın yolunu açan ‘birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’ duygusunun verilmesi önemlidir. Pete Johnson’ın yapıtlarında verilen ileti nettir. Bencilliğe kapılar kapatılmıştır. İntikamcı’da fiziksel gücün çok da önemli olmadığı, zihinsel etkinliğine göre kişinin bir yerlere geleceği görüşü baskındır. Dayanışmayı Kül Adam’da, “İki kişi her zaman bir kişiden iyidir” sözü ile öne çıkarır.
Pete Johnson’un yapıtlarında anne baba ve çocuk ilişkisi, daha doğrusu aile, izleklerin önem sırasına göre söylemek gerekirse hiç de gerilerde kalmaz. Anne baba ya da aile büyükleriyle iyi ilişkiler kurması, çocuğa model oluşturmasının yanı sıra, karşılaştığı sorunlar karşısında savrulmasını da önleyebiliyor. Çocuğa karşı müdahaleci bir tutuma karşıdır, yazar. Çocuğa güven duyusunu eksik etmeden, onun yanında olduğunu duyumsatarak davranmak en iyisidir. Çocuğun kişilik gelişiminin önündeki böyle engelleri kaldırmak gerek ama ilgisiz de olunmamalıdır. Onun yolundaki engerekleri yok etmede aile ile iyi ilişkiler önem taşır.
Pete Johnson’ın yapıtlarında eğitimle ilgili görüşleriyle de karşılaşıyoruz. Hayalet Hırsız’ da katı okul kurallarını eleştirir, disiplin odasına hapsedilen kahramanı aracılığıyla. Disiplin odasına öğrencilerin taktığı adıyla alaycı bir dille “tımarhane hücresi “ der. Hayalet Hırsız’ ın başkişisi Alfred; anlayışsız, katı öğretmenlerden birine “Kurabiye Burun” lakabını takmıştır. Yazarın eğitimle ilgili görüşleri sadece okul ve öğretmenlerle sınırlı değildir. Eğitimin toplumun her alanında ailede de sürdüğünü görüyoruz. Ailelere, çocuklarına ilişkin yararlanabilecekleri bilgiler veriyor. Örneğin: Çocuktaki ani davranış değişikliklerinin nedenleri... Çeteye para yetiştirmek için, Hain’de annesinin cüzdanından para çalmaya yönelen çocuğun davranışlarının değişiminin altındaki nedenleri verir.

Doğaüstü ve hayal gücü
Doğaüstü ve hayal gücü kavramlarının birbiriyle ayrılma ve birleşme noktaları olabildiğince ince bir yerdedir. Johnson, yapıtlarında da karşımıza çıkan hayalet gibi doğaüstü varlıkları hayal gücüne dayandırarak açıklar. Hayal gücü ile birleştirilen bir başka nokta ise aşırı istek. Bir kişi bir şeyi çok isterse istediğini görür gibi olabilir ama bu gerçek değildir... İşte Pete Johnson’ın yapıtlarındaki doğaüstü güçlerin açıklanması: Çocuğun boş bir şeyin ardında koşması ya da korkmasının önü açıkça kesilir.
O, çocukların korkutulmasına karşıdır. Büyü, hortlak ve doğaüstü yaratıkları korkutucu olmaktan çıkarmak için düşgücünün aşırı istekle birleşmesi açıklamasını yapmış yapıtlarında. Çocuklar korkmasın, ama dikkatli kullanılan düşgücüne de bir sınır çizilmesin isteğidir, yazarın bu ediminin altında yatan. Düşgücünün bizi ele geçirmesine izin vermeden, her şeyin beyinde bittiğini bilerek hareket etmeliyiz görüşü belirgindir.
Pete Johnson kitapları dokuz yaş üstü çocukların yaşamın ilerleyen yollarında yersiz korkulara karşı hazırlıklı olmalarını sağlayan, anne baba ilişkilerini düzenleyen, arkadaşlık ve dayanışma yollarını açan ama şiddete, çeteleşmeye giden yolu kesen yapıtlardır.

KÜLADAM
HAYALET HIRSIZ
KORKUSALANLAR
HAİN
İNTİKAMCI
Pete Johnson’ın yazdığı Tuba Yılmaz’ın çevirdiği kitaplar Büyülü Fener Yayınları tarafından yayımlanmaktadır.

Tags : litterature

Catégorie : Non spécifié

 sur j.m. simmel par mustafa aslan

16/9/2009



VE  PALYAÇOLARLA GÖZYAŞLARI

 

Ve Palyaçolarla Gözyaşları J. Mario Simmel’in Amerika ve Rusya’nın egemenlik çatışmasını bugünün dünyasında gelecekle bağlantılı olarak verdiği bir yapıt. Roman birçok izleği hem bağımsız hem de birbirine bağlantılı olarak değerlendirme olanağı sunuyor, okura.

 

Çevre, Silahsızlanma ve Çocuklar

 

J. Mario Simmel, Ve Palyaçolarla Gözyaşları adlı yapıtında çevre konusuna dikkat çeken bir yapıt. Çocukların duyarlılıklarıyla üzerinden canlıların durumlarını, yaşamını nasıl etkilediğini göstermiştir. Hayvanların yaşamlarının değişimini, yaşadıkları ortamdan kirlenme nedeniyle kaçarlar. Zamanın iki süper gücün liderine, Gorbaçov ve Reagan’a daha iyi bir çevre ve silahsızlanma için minik yürekler mektup yazarlar.

 

“…Kaplumbağanın ağzından. Gorbaçov’la Reagan’a, denize ulaşamadığım için öleceğimi, beynimin hasta olduğunu, atom bombalarının her şeyi zehirlediğini yazdım ve her ikisinden de, Bikini atolündeki gibi başka kaplumbağalarla hayvanların, tabi insanların da ölmemesi için atom bombalarını kaldırmalarını rica ettim.” (s.245)

 

Yapıt başından itibaren çocuk sevgisi ve silahsızlanma savunucuğu yapıyor. Yapıtın kahramanı kadın gazeteci de çocuğunu sirkte bir saldırıda yitirir. Olaylar çocuğunun katillerini bulmaya çalışan bir annenin başından geçenlerdir. Zaman zaman annenin geriye dönüşlerle oğlu Pierre’le ilgili anıları tazelemek suretiyle çocuk sevgisini ortaya koyar.

Çocukların Rus ve Amerikan başkanlara mektup yazmaları ise silahlanma ve savaş karşıtı bir roman durumuna sokmaktadır, Ve Palyaçolarla Gözyaşları.

 

Zor Bir Meslek:Gazetecilik

 

Yapıt zor meslek olan gazeteciliğin zor yanlarını da ortaya koymaktadır. Zor bölgelerde çalışanların, özellikle savaş muhabirlerinin yaşamlarını her an yitirebileceklerini yapıt özelinde okura göstermektedir.

 

Simmel’in kadın kahramanı zor bölgelerde çalışan bir kadın gazetecidir. Birçok meslektaşının yaşamının yitirmesine tanıklık eden kahramanımız kendisi gibi gazeteci olan eşini de bir patlama sonucu yitirmiştir, romanın aynı zamanda anlatıcısı da olan Norma.

 

“Beyrut’ta Pierre’le birlikte bir gün Amerikan Hastanesi’nin morguna gitmiştim, diye Norma düşündü. Vurulmuş bir meslektaşımızı teşhis etmemiz için çağırmışlardı. CBS’den Tommy Cohen’di. Yakın dostumuzdu. Yüzünden vurulmuştu.” (s.197)

 

Geleceğin Dünyası

 

Geleceğin dünyasında söz sahibi olmak isteyen iki süper güçle karşı karşıyayız yapıtta, iki Almanya’nın henüz birleşmediği yıllarda. Savaşmadan, yok etmeden insanlara egemen olma düşüncesi ister istemez gen yapısı üzerinde oynama ve virüs konusunu gündeme getirmektedir.  

Yapıtta işlenen cinayetlerin nedeni de iki süper güç ve onların uzantıları olan casusların kapışmasından başka bir şey değildir.

 

Gerilimin dozunu iyi ayarlamayı bilen bir yazar olarak, J. Mario Simmel’in günümüz sorunlarını bir sos olarak kullanmayan ereği bir takım irdeleme yapmaya okuru sürüklemektir, bana göre.  Ve Palyaçoların Gözyaşları, geleceğin dünyasının nasıl olacağını, insanın gelecekte yaşadığı bu dünyada yerinin ne olursa nasıl olacağı sorularının yanıtlarının ip uçlarının bulunabileceği bir yapıt.

 

*J.Mario Simmel, Ve Palyaçoların Gözyaşları, I. Basım:Ağustos 2009, Everest Yayınları-İstanbul

http://yazarmustafaaslang.tr.gg

 

Tags : litterature

Catégorie : Non spécifié

 sur doris lessing - 1 par mustafa aslan

17/8/2009

 
 

                                            ALFRED İLE EMILY                                  

 

Edebiyatımızda da yazarın yaşamından izler taşıyan yapıtların anıdan öteye gitmeyeceği türünden kimi görüşler var. Dahası bu tür romansa roman, öykü ise öykü sayılamayacağı yönünde belirgin bir görüş birliği de var. Bence, yazarın anılarını barındırmayan yapıt yok gibidir. Yeter ki, yapıtın türü içerisinde belirli bir düzeyi yakalasın. Tıpkı Orhan Kemal'in, Rıfat Ilgaz'ın, Sait Faik'in, Ömer Faruk Toprak'ın... yapıtlarında olduğu gibi.

Doris Lesing'in  anne ve babasının yaşamından yola çıkarak yazdığı Alfred ile Emily adlı romanı savaşın insan üzerindeki etkisin anlatmakla kalmayan yazarın da yaşamından önemli izler bulduğumuz bir yapıt.

Alfred ile Emily iki ana bölümden oluşmaktadır. Her iki bölümde de yazar-anlatıcı-kahraman ilişkisiyle karşılaşıyoruz. Hatta kimi bölümlerde Lessing'in yapıtlarının yazılış süreçlerine de tanık oluyoruz. Ailesinin yaşamı üzerinden kendi özgeçmişini aktarıyor, yazar. Romanda bir yazarın hangi koşullarda yetiştiği de okura sunuluyor.

savaş


Alfred ile Emily I. ve II. Paylaşım Savaşlarını ve kahramanlarını da irdeliyor, yapıt.
Romanın I.ve II. bölümleri savaşlı ve savaşsız bir dünyayı karşılaştırma açısından önemli. İkinci bölümde insanların özellikle savaşa sürüldüğünü, bilerek çarpışmaya gönderildiğini, savaş vurguncularını  hatta "asker toplayıcıları" da okuyoruz. Alfred de bilerek savaşa daha doğrusu ölüme sürülmüşlerden birisidir. O, ayağını şarapnale kaptırmakla kurtulur. Buna da sevinmektedir. 

 

"...Ah, bütün o birinci sınıf adamlar;şimdi sağ olabilirlerdi. Gözden çıkarılmışlardı;ölmek üzere savaşa sürüldüler..." (s.240)

Elbette savaş sadece ölmek demek değil. Ekonomik durgunluk ve beraberinde açlık, savaşın insanın başına bela ettiği başka bir sorun olarak çıkıyor karşımıza, Doris'in yapıtında.

Ona göre, savaşlartın irdelenmeyen yönleri vardır. Lesing sözü II. Paylaşım Savaşı'na getirerek savaşın açıklanmayan yönleri olduğunu belirtir.

 

"Evet. Ne kadar çok savaş filmi çekerlerse çeksinler, bu gerçek değişmiyor; filmler genellikle Naziler hakkında, oysa bütün dünya savaştaydı; koskoca çatışma alanları doğru dürüst irdelenmedi bile." (s.250)
 

kadın ve anne-kız


Kadın ve evlilik konusuna birinci bölümde değiniyor, Lessing. Kadının bir mal olmadığı gerçeğinin altını çizmekten başka yazar, yanlış evliliğin bir kadını nasıl bitirdiğini, eşlerin karşılıklı sorumluluklarını, evlilik dışı ilişkileri oldukça güzel bir biçimde veriyor. Buna az da olsa ikinci bölümde de karşılaşıyoruz.

"...Karşısındaki Emily'yi, düğününü haber vermeye gelen, hayat dolu, başarmış, amacına ulaşmış kızla karşılaştırınca... Bayan Lane o Emily'yi tanımlarken "muzaffer" sözcüğünü kullanmıştı. Cigeri mideye indirmiş bir kedi." (s.57)


Yapıtta gözümüze çarpan anne-kız çekişmesidir. Bu çekişme kuşak çatışmasının ötesinde de izler taşımaktadır. Çünkü bir anne ve kız arasında yaşananlar kuşak çatışmasının çizgisi dışına çıkmaktadır. Çünkü anlatıcı daha önceleri oğullarını bunaltan baba tiplerinin yerini annelerin aldığını imlemektedir.

 

"...Şimdi onların yerini, kızlarını çıldırtan, nevrotik anneler almıştı. 1920'lerde çakılıp kaldığı anlaşılann bir anne vardı;kısa etekler giyip sallantılı, şakırtılı takılar takar, sigarasını otuz santim uzunluğunda, kehribar bir ağızlıkla içerdi;her sabah kahvaltı vakti kızının evine geliyor, akşama kadar kalıyordu..." (s.178)


Alfred Emily bir ailenin romanından çok bir yazarın çıkışını en önemlisi de savaşın yıkıcılığını insana umudu eksiltmeyerek aktarıyor, Lesing.

Doris Lesing, Alfred ile Emily, Can yayınları, İngilizce'den çeviren Püren Özgören, I. Basım:Temmuz 2009-İstanbul

 

 

http://yazarmustafaaslang.tr.gg

 

 

 

Tags : litterature

Catégorie : Non spécifié
Créer un blog | Liens : Fonds d'écran gratuits | Bébé Lilly |  Contacter l'auteur